Bu bölüm, zamanı 6 yıl geriye sararak nükleer kıyamet koptuktan hemen sonra yeraltı sığınağında (The Second Dawn) yaşananlara odaklanıyor. Sığınağın kapısı üstteki molozlar yüzünden kilitlenip yeryüzüyle bağları tamamen kopunca, içerideki 1200 kişi arasında kaynak yetersizliği ve kabile faşizmi yüzünden büyük bir kaos baş gösterir. İlk başta liderliği üstlenmekte zorlanan Octavia Blake, kural tanımaz klanları zapt etmek için radikal bir karar almak zorunda kalır.
Marcus Kane ve Jaha'nın da yönlendirmeleriyle Octavia, sığınağın mutlak yasasını koyar: Kuralları çiğneyen herkes, antik Roma arenalarını andıran gladyatör dövüşlerinde karşı karşıya gelecek ve sadece hayatta kalan affedilecektir. Yaşanan kanlı isyanlar sırasında sığınağı korumaya çalışan Thelonious Jaha ağır yaralanır ve trajik bir şekilde hayatta kalanlara veda eder.
Yıllar geçtikçe bu acımasız ceza sistemi, sığınaktaki insanları tek bir kabileye dönüştürür: Wonkru. Octavia ise geçmişteki o masum tarla kuşu kimliğini tamamen gömerek, tahtını kanla sulayan, merhametsiz ve acımasız bir kraliçeye, yani Blodreina'ya dönüşmüştür.