Kamptaki kırılgan düzen, Bellamy'nin her şeyden sakındığı kız kardeşi Octavia'nın ormanda aniden kaybolmasıyla tamamen altüst olur. Bu kayıp, kampta adeta bir kırmızı alarm verilmesine yol açar. Clarke ve Bellamy liderliğindeki küçük bir arama ekibi, yeryüzünün tekinsiz ve balta girmemiş derinliklerine doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Ancak bu arama kurtarma görevi, gençlerin yeryüzünün gerçek ve acımasız sahipleri olan "Dünyalılar" (Grounders) ile ilk kez bu kadar doğrudan, organize ve ölümcül bir şekilde yüzleşmesine neden olacaktır.
Ormanın derinliklerinde ilerleyen ekip, Dünyalıların vahşi hayatta kalma taktikleri ve akılalmaz tuzaklarıyla karşılaştıkça avcıyken av konumuna düştüklerini fark eder. Bu sırada abisinin ve kampın korumacı duvarlarından uzakta olan Octavia, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmek zorundadır. Yaralı bir şekilde esir düşen genç kız, hayatta kalabilmek adına dillerini ve niyetlerini bilmediği, yabani ve gizemli bir Dünyalıya güvenmek gibi hayatının en büyük kumarını oynar.
Bu tehlikeli ilk temas, sadece Octavia’nın karakter gelişiminde devasa bir kırılma yaratmakla kalmaz, aynı zamanda iki farklı insan türü arasında kaçınılmaz olarak yaklaşan kanlı bir savaşın da ilk somut temellerini atar. Kampta kalanlar ise duvarların ardındaki karanlık ormanın artık çok daha tehditkar olduğunu hissetmeye başlayacaktır.