Büyük hesaplaşma gününden önceki son gece, Dünyalı ordusunun meşaleleri artık kampın gözetleme kulelerinden net bir şekilde görülmektedir. Esaretten kurtulmayı başaran Clarke, düşmanın sayıca ve askeri tecrübe olarak ezici üstünlüğünü bildiği için kamptakilere tek çarenin burayı terk edip okyanus kıyısına doğru kaçmak olduğunu savunur. Ancak Bellamy, bunca kayıptan sonra inşa ettikleri yuvayı bırakmayı reddeder ve topraklarını kanlarının son damlasına kadar savunmaları gerektiği konusunda ısrar ederek kampta derin bir fikir ayrılığı yaratır.
Bu sırada teknik deha Raven Reyes, yaklaşan orduyu durdurabilecek tek şeyi, yani kampın etrafındaki mayınları ve son teknolojik savunma mekanizmalarını kurmak için sakat bacağına ve zamana karşı acımasız bir yarış içerisindedir. Gençlerin gitmek ve kalmak arasında bocaladığı bu psikolojik kırılma anında, gökyüzünde beliren devasa ışıklar yeryüzündeki tüm dengeleri altüst eder.
Ark istasyonunun parçalanarak dünya atmosferine girmesi ve yeryüzünün dört bir yanına devasa ateş topları halinde düşmeye başlaması, her iki taraf için de kıyamet benzeri bir görsel şölen yaratır. Gökyüzünden düşen bu enkazlar ve potansiyel sağ kalanlar, ertesi sabah başlayacak olan kanlı savaşın seyrini ve yeryüzünün güç dengesini sonsuza dek değiştirecek bir dönüm noktasıdır.