Kaçış yolları kapanan ve sırtları duvara yaslanan 100 genç için artık tek bir seçenek kalmıştır: Sonuna kadar savaşmak. Anya’nın acımasız ve eğitimli Dünyalı tugayları kamp duvarlarına ilk taarruzu başlattığında, gökyüzünün çocukları ellerindeki ilkel silahlar, barutlar ve Raven'ın son dakika icatlarıyla imkansız bir direnişin fitilini ateşler. Clarke ve Bellamy, omuz omuza vererek kamptaki her bir genci askere dönüştürürken, savaş alanı kısa sürede tam bir cehenneme ve can pazarına dönüşür.
Savaşın en kanlı ve umutsuz anında, kampın tamamen düşeceğini fark eden Clarke, düşman ordusunu tamamen yok edebilecek ancak kendi arkadaşlarını da feda etmesini gerektirebilecek, vicdanları sızlatan radikal ve intiharvari bir planı devreye sokmak zorunda kalır. Patlayan roket yakıtlarının yarattığı alev çemberi yeryüzünü yakıp kavururken, bu savaşın kazananı olmayacağı ve dökülen kanın her iki tarafta da derin yaralar açacağı bir kez daha kanıtlanır.
Ancak savaşın külleri henüz soğumamışken, sislerin arasından beliren ve ne Dünyalılara ne de Ark insanlarına benzeyen, gaz maskeli son derece gelişmiş askeri bir güç kalan sağları tek tek toplamaya başlar. Clarke’ın gözlerini tamamen steril, beyaz ve gizemli bir sığınakta açmasıyla öğrenilen "Mount Weather" gerçeği, gençlerin aslında çok daha büyük, köklü ve korkutucu bir küresel komplonun ve tehdidin tam ortasına düştüklerini ilan eden şok edici bir final perdesi açacaktır.