Yeryüzü gençleri dışarıdaki tehditlerle boğuşurken, bu kez kampın tam kalbinde biyolojik bir felaket baş gösterir. Dünyalıların gerilla taktiklerinin bir parçası olan gizemli ve ölümcül bir hastalık kampta hızla yayılmaya başlar. Sınırlı tıbbi malzemeyle ve Ark’tan gelen yetersiz yönlendirmelerle mucizeler yaratmaya çalışan Clarke Griffin, arkadaşları gözlerinin önünde erirken vahşi bir panik dalgasını bastırmak ve kampı karantinaya almak için insanüstü bir çaba sarf eder.
Aynı esnada, Octavia’yı kurtaran gizemli Dünyalı Lincoln, Bellamy ve ekibi tarafından yakalanarak kampın sığınağına zincirlenmiştir. Düşmanın yaklaşan saldırı planlarını öğrenmek ve ölümcül hastalığın panzehirini ele geçirmek isteyen Bellamy, sorgu sırasında ahlaki sınırları zorlayan, oldukça sert ve şiddet içerikli yöntemlere başvurur. İnsanlığını korumaya çalışan Clarke ile kampın güvenliği için canavarlaşıp canavarlaşılamayacağını sorgulayan Bellamy arasındaki ideolojik çatışma bu odada zirve yapar.
Lincoln’ın acıya karşı gösterdiği İskandinav savaşçılarını andıran dilsiz direnişi, gençlerin yeryüzü kültürü hakkında ne kadar bilgisiz olduğunu gösterirken; Octavia'nın araya girerek esirle kurduğu sessiz bağ, adaletin ve merhametin sınırlarını yeniden çizecektir. Bu bölüm, hayatta kalmak için masumiyetin feda edilip edilemeyeceğini tartışan karanlık bir psikolojik savaşa dönüşüyor.