Nükleer füze Sığ Vadi'ye doğru yaklaşırken tam bir can havli yaşanır. Clarke, McCreary'yi kafasını ezerek öldürür ve fırlatma sistemini durdurmaya çalışır ancak çok geçtir. Bellamy, Clarke, Raven, Murphy, Octavia, Madi ve hayatta kalan Wonkru halkı, Eligius IV uzay gemisine kaçmak için mekiğe binerler. Füze vadiyi vurup yeryüzündeki son yeşil alanı da küle çevirirken, mekik son saniyede uzay boşluğuna fırlatılmayı başarır. Dünya artık tamamen, kesin olarak ölü bir gezegendir.
Uzay gemisine ulaşan insanlığın önünde büyük bir sorun vardır: Dünyanın tekrar yaşanabilir hale gelmesi en az 10 yıl sürecektir ancak gemideki yiyecek kaynakları buna yetersizdir. Monty Green ve Harper, herkesi kriyojenik uyku kapsüllerine sokarak kendileri geminin nöbetçisi olarak dışarıda kalırlar. Herkes uyutulur.
[125 YIL SONRA]
Clarke ve Bellamy, kriyojenik uykudan beklenmedik bir şekilde uyandırılır. Karşılarında onları karşılayan genç bir adam vardır: Jordan Jasper Green (Monty ve Harper'ın oğlu). Jordan, onlara bir video kaydı izletir. Videoda yaşlı Monty, dünyanın asla iyileşmediğini, Harper ile birlikte yaşlanıp öldüklerini ancak ölmeden önce mahkumların gizli arşivlerindeki verileri çözerek insanlığın hayatta kalabileceği, iki güneşe sahip yepyeni bir yaşanabilir gezegen (Alpha / Sanctum) bulduğunu açıklar. Clarke ve Bellamy, gözyaşları içinde uzay gemisinin penceresinden bakarken, karşılarında parıldayan o yepyeni, el değmemiş gizemli gezegeni görürler. Monty'nin son sözü yankılanır: "May we meet again... Be the good guys." (Tekrar görüşmek üzere... İyi adamlar olun.)