Yeryüzündeki kampta hem mühimmat hem de yiyecek stoklarının kritik seviyeye düşmesi, gençleri derin bir panik ve umutsuzluğa sürükler. Düşman çemberi daralırken, avlanmak veya erzak aramak için dışarı çıkan Clarke ve Finn, Dünyalı gözcüler tarafından pusuya düşürülerek esir alınır. Kendilerini düşman hattının tam kalbinde, acımasız Anya’nın karşısında bulan ikili, hem hayatta kalmak hem de kampın koordinatlarını korumak için zihinsel ve fiziksel sınırlarını sonuna kadar zorlayacakları bir esaret sürecine adım atar.
Aynı esnada gökyüzünde, uzay istasyonu Ark için yolun sonu görünmüştür. Oksijen sistemlerinin tamamen iflas etmesiyle saniyelerin bile değer kazandığı istasyonda, Şansölye Jaha ve Konsey, insanlık tarihinin en çılgın ve riskli kurtarma operasyonunu onaylar: Ark’ı bir bütün olarak dünya atmosferine sokmak ve yeryüzüne indirmek. Bu devasa metal kütlenin yeryüzüne çakılmadan inmeyi başarıp başaramayacağı tamamen meçhuldür ve bu kumar, uzaydaki son insanların toplu mezarı olma riskini taşımaktadır.
Hem yeryüzünde esir düşen liderlerin kurtulma çabası hem de gökyüzündeki istasyonun intihar dalışı andıran tahliye süreci, hikayeyi klostrofobik bir gerilimden epik bir hayatta kalma mücadelesine taşır. İki tarafta da insanlığın geleceği, yapılacak son ve en radikal hamlelerin başarısına göbekten bağlıdır.